Körfezin İncisi: KATAR
07.03.2017
Muhtemelen atalarımdan gelen göçmenlik geni bende biraz ağır basıyor. Bir de anneannemin yerinde durmadan yeni yerler görmeye, gezmeye, fotoğraflamaya olan merakı bana da bulaşmış. E hal böyle olunca, yani insan genetikten göçebe ruhla doğunca dünyayı gezme isteği hayalden öte bir hayat gayesi olup çıkıyor. Ve her durumda olduğu gibi burada da bir yerden başlamak gerekiyor.
Ben dünyayı gezmeye bir Arap ülkesinden başladım. Haritada üzerine balon resmi çizeceğim ilk durak Katar.
Allah bereket versin dünyanın en zengin ülkelerinden biri Katar. Yeraltı zenginliklerinin keşfinden önceleri inci çıkartarak geçimlerini sağlarlarmış. Hala şehrin göbeğinde bir inci ve etrafında balıkçıların tekneleri karşılıyor sizi.
Dört saatlik uçak yolculuğuyla başkent Doha’ya ulaşabiliyorsunuz. Vize gerekli değil, passaportunuzla çıkıp gezip gelebilirsiniz. Biz uçaktan indiğimizde şansımıza çöle yağmur yağar bulduk. Açıkçası havaalanı o kadar güzel ve gelişmiş ki geldiğimde hayran kaldığım yer giderken daha bir burada yaşanır hissi uyandırıyordu. Uçuşlar pek sık olmadığından gece uçuşunu tercih etmek zorunda kaldık fakat heryerdeki ücretsiz kullanımlı bilgisayarlar ve ücretsiz kablosuz internet çok cezbediciydi.
Özellikle şubat ayında gitmeyi tercih etmemizin sebebi havaların bu zamandan sonra fazlasıyla ısınıyor olmasıydı. Bazı günler hafif esintili, bazı günler bahar havasında geçti. Aman aldanıp yanınıza bir ceket almadan gitmeyin benden söylemesi.
Öncelikle bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Aklınızda canlanan Arap ülkesi kavramıyla çok fazla bağdaşmayabilir burası. Modern, zengin, temiz bir ülke. Turiste ve yabancıya saygılılar. Kendi vatandaşları ise çok ama çok kıymetli. Şeriat dolayısıyla suç oranı neredeyse sıfıra yakınmış. Sokaklarda polislerin olmayışı kanıtlar nitelikteydi. Ayrıca avm gibi kapalı alanlara hatta havaalanına girerken bile herhangi bir kontrolden geçmiyorsunuz.
Gitmeden önce ciddi bir araştırma yaptığım konulardan biri de bir kadın olarak nasıl giyinmem gerektiğiydi. Elbette istediğiniz rahatlıkta giyinmeniz mümkün değil. Fakat gayet bir pantolon üzerine bir bluz veya çok kısa olmayacak bir elbise tercih edebilirsiniz.
Ülkenin vatandaşlarının devlet tarafından zenginleştirilmesi dolayısıyla hayat biraz pahalı. Özellikle yemek fiyatları dudak uçuklatıyor. Konaklama ile ilgili bir bilgim yok çünkü bir yakınımızın misafiri olarak gittik. Ve sanırım başka bir zaman diliminde bu denli keyifli ve dolu bir Katar tatili yapamazdık. Buradan ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum. Ucuna sevgilerimi ekleyerek elbette.
Yediğimizden içtiğimizden de bahsedeceğim elbette, her şey sırayla. İlk günümüz hava kapalı ve biz çok yorgun olduğumuzdan Villaggio Mall adlı alışveriş merkezinde geçti. İçeride yürürken tavana çizilen bulutlar size dışarıda yürüyor hissi yaşatıyor. İkinci gün hava düzelince soluğu Katara’da aldık. Deniz kenarında harika bir gezi alanı. Önce karak içip chapati yedik. Karak Araplara özgü sütlü, tarçınlı, baharatlı bir çay. Chapati ise tuzlu veya tatlı yapılabilen bir çeşit gözleme. Daha sonra ev sahibimizin Mısırlı olması dolayısıyla akşam yemeğinde mısır mutfağının lezzetlerini tattık. Khan Farouk Tarab Cafe’de yemeklerimizi yedik. Benim favorim Mısır usulü falafel ve yöresel lezzetlerden Koushari oldu.
Üçüncü günümüz The Pearl’de geçti. Teknelerin yanaştığı, oturulacak tatlı mekanların ve alışveriş yerlerinin olduğu bir yer. Burada yürüdükten sonra oturmak için Sheakespeare & Co’yu tercih ettik. Soğuk içeçekleri müthişti. Mekanın dekorasyonu ise harikaydı. Tam Jane’in seveceği türden.
Bir sonraki gün Souk Waqif gezisi yapıp küçük hediyelik eşyalar aldık. Burası bir nevi İstanbul’un Eminönü çarşısı. Kahvaltıyı da orada ettik. Bize en yakın damak tadı olan Lübnan mutfağının lezzetlerini Zaatar W Zeit’te tattık. Daha sonra da adını bilmediğim fakat meşhur olduğunu duyduğum bir tatlıcıdan künefe yedik. İnanılmaz lezzetliydi.
Hayatımın en özel günlerinden birine geldi sıra. Safari günü! Evin kapısından bizi alan jeep ile çöle doğru bir macera. Önce bekleme alanında dinlenmek için oturup karak içtik. 20 riyal karşılığında deveye binmeniz mümkün. Şöförümüz çok eğlenceliydi ama İngilizcesi zayıf olduğundan sadece gülüşerek anlaşabildik. Tarifi mümkün olmayan harika bir yolculuk geçirdim. Sonunda çöl denize çıkıyordu. Adı üzerinde; Sealine çölü. bir yanda Suudi Arabistan diğer yanda Dubai ardımızda Katar. Denize ellerimi soktum, biraz çölde koştum. Mükemmel bir deneyimdi.
Müze gezmeden seyahat olmaz bence. Biz de bir günümüzü müzelere ayırdık. Önce gökdelenlerle denizin birbirine komşu olduğu Corniche yolunda yürüdük. Bu uzun yürüyüş sonunda ünlü Museum of Islamic Art (MIA) kapısından girdik. Müzenin eserlerinden önce hem dış mimarisi hem iç dekorasyonu büyülüyor insanı. Tüm salonları gezdik. En çok dikkatimizi çeken Türkiye’den giden o muazzam eserlerdi. Ancak insan ‘biz bunları böyle koruyamazdık’ demeden edemiyor.
Hava çok güzel olduğundan bir sonraki günü Aspire Park’ta yürüyüş yaparak ve gidiş hazırlıkları ile geçirdik. Son günümüzde ise ilk duraklarımızdan olan Katara’nın festival bölümündeydik. Vedalaşmadan önce son yemeğimizi Portekiz mutfağından yedik, Nando’s harika tavuklarıyla muhteşem bir ziyafet yaşattı bize. Farklı sunumlar ve acı lezzetler sevenler için biçilmiş kaftan.
Gidip yerinde bu güzellikleri görecekler için küçük tavsiyelerde bulunmadan geçmeyeyim. Mesela giderken yanınızda mutlaka yeni basım dolarla gidin, bizim eski dolarlarımızı riyale çevirmeyi reddettiler. Eğer taksi kullanacaksanız, ki ülkemize göre çok çok uygun rakamlar, taksicinin taksimetreyi açtığından emin olun. Küçük uyarılar camda yazılı olacaktır ancak eğer taksimetre açılmamışsa yolculuğa devam etmemenizi tavsiye ederim. Yollar çok yürümeye müsait olmadığından taksi tercih edebilirsiniz. Ayrıca sokakta fotoğraf çekerken bir Katarlı kadını çekmediğinizden emin olun. Onları fotoğraflamak yasak. Polisler her yerde olmasa da yakalanırsanız telefonunuzdan silmesi mümkün.
Heybede bir sürü anı, yeni yerler keşfetmenin hazzı, değişik tatların damaktaki izi, tatilin bitişinin burukluğu, vedaların hüznü ve yüzlerce fotoğrafla geri döndük güzel ülkemizin topraklarına.
Balon kız, balonlarını toplayıp güneşe uçamıyorsa da dünyayı gezmeye başladı. Maceraların devamının en kısa zamanda gelmesi dileğiyle.


Yorumlar
Yorum Gönder