TRİP DE YAPARIM, KARİYER DE!

28.11.2015

Ülkemizde, Türkiye’de, kadınlara duyulan saygının gün geçtikçe nasıl can çekişir hale geldiğini hayretler içinde izliyorum. 21. Yüzyıldayız ve dünya devi olabilecek potansiyelde bir ülkeyiz. Fakat nedense –istisna niteliğindeki arkadaşlardan tüm iyi niyetimle özür diliyorum- keşfedilecek yeni ufuklar varken; biz yanı başımızdaki kadının tribiyle ve bunun nedenleriyle ilgileniyoruz. Bu öz güveniniz nereden geliyor bilmiyorum ama gerçekten ayakta alkışlanmaya layık olduğunu söylemek zorundayım.
Biz kadınlar, hangi kültürde veya hangi ülke topraklarında yetiştirilirsek yetiştirelim birbirimize daima sahip çıkmayı başarırız. Siz öncelikle annenizin, yani sizi dünyaya getiren o melek yüzlü insanın da bir kadın olduğunu hatırlayarak başlayın. Derdiniz tasanız kadınların özel günlerinde nasıl hissettikleri değil de “bu ülkede her gün kaç kadın biz erkekler tarafından katlediliyor?” sorusuna gelecek o kocaman rakamların birer insan olduğu olsun bence. Hayır bunu yapamayacak kadar erkek olduğunuzu düşünüyorsanız; ülkemizin başka büyük adımlara, düşüncelere, icraatlara da ihtiyacı var. Muhakkak  ilgi alanınızda, mesleğinizde, eğitimini aldığınız herhangi bir şeyde başarılı olabilirsiniz. Öncelikle enerjinizi buraya yönlendirmenizi rica edeceğim.
O sözüm ona çok sevdiğiniz kız arkadaşınızı, ablanızı ya da kız kardeşinizi; kısacası üzerinde ‘otorite’ kurabileceğinize inandığınız etrafınızdaki tüm kadınlara büyük özürler borçlusunuz. Aklınıza estiğinde onları kırabiliyor, onlara haddiniz olmadığını unutarak karışabiliyor, hatta hiç bir sıfata haiz değilken kıskançlık gösterme vazifesini bile kendinize görev belleyebiliyorsunuz. Yetmiyormuş gibi bir de “regl dönemi tribi” adı altında kendinize bir eğlence bulmuşsunuz ki biz gerçekten gülmüyoruz. Daha önce hepimiz rastlamışızdır ya da belki aranızdan bunları arama motorunda aratıp gülmekle kalmayıp o satırların sahipleri de vardır. Ama sizde haklısınız; kafanız şişmiş, yorulmuş falan olabilirsiniz. 1 hafta boyunca günlük yaşantısından tamamiyle uzaklaşan en yakınınızdaki kadın, daha doğrusu dalga konusu yapmaya bayıldınız haliyle ifade edeyim “kız arkadaşınız”, değil sizsiniz. Ortaokulda biyoloji dersinde yeterince gülüp eğlenmiştiniz. Ne kadar olgunlaştığınızı önemsemiyorum lakin orada kalmış olmasını tercih edeceğimi söylemek zorundayım.
Birkaç yıl önce sağlık sektöründen bir arkadaşıma bir erkek arkadaşımız reglinin nasıl bir şey olduğunu sormuş ve “bir hafta boyunca penisine aralıksız tekme yediğini hayal et” cevabını almıştı. Bu cevaptan sonra arkadaşın bakış açısının oldukça değiştiğini söylemekten gurur duyuyor, aynısını sizin için de temenni ediyorum. Şayet siz hala sosyal medyada regl olmayı geyik muhabbetinize konu ediyorsanız, kız arkadaşınızın (varsa elbette) bir kez daha düşünmesi gerekli. Biz kadınlar, özel günlerimizde birbirimize her zamankinden daha çok bağlanırız. Gergin sinirlerimizin sebebini karşı tarafa iletmemiz çekmecede kalan son çikolatayı paylaşmak için yetecek ve artacaktır. Bu nedenle sizin geyik yapıyor olduğunuzu hiç umursamadan yolumuza devam ederiz. Bunlar genel hatırlatmalar elbette...
Evlenmeyi hayal ettiğinizi söylediğiniz, her koşulda onu dinleyeceğine söz verdiğiniz, dönemi gelmeden “olsun aşkım, ben seni her halinle seviyorum” cümleleriyle seslenip sonradan bir iki küçük gerginliği kaldıramadığınız zaman zaten o ilişkinin temelini fazlasıyla yıkmış oluyorsunuz. Aslında biliyor musunuz sizi en çok böyle zamanlarda tanıyoruz. Ve gerçekten doğru hamlelerle oynarsanız oyunun galibi siz oluyorsunuz.
Şimdi tüm bu anlattıklarımı bir kenara bırakarak; ne bizim reglimiz sizi ne de sizin bu nereden geldiğini bilmez tavrınız bizi ilgilendiriyor. Gerçek sevgi, gerçek sadakat işte tam da burada gizleniyor. Ne yazık ki bir çoğunuz bunu fark edemeyecek kadar kör. Olsun varsın; biz kadınlar birbirimize sahip çıkıyoruz, bir kaç savaşıyor ve daha güçlü geri dönüyoruz. Aslında içimizde olan savaşımıza dahil oluyor ve ne yazık ki kazananın kaybedenin olamayacağı bir savaştan eve mağlup siz dönüyorsunuz.
Sizin dünyaya gelmenizde bizim doğurganlığımızın meyvesi olan bu olayın gerçekleşmesine olan ihtiyacı atlıyor olmanız fazlasıyla gülünç. Çocuk da kariyer de yapabilecek olan biz kadınlara karşı sadece kariyeriyle bu dünyada var olabilecek sizler böyle ithamlarda bulunuyorsunuz ya bu daha da bir gülünç oluyor. İyisi mi herkes kendisiyle olan mücadelesine devam etsin. Ve unutmadan ekleyeyim; geçenlerde bir erkek arkadaşım ne kadar şanslı olduğumdan söz etmişti. Keşke ona “şanslı olsaydım annemden erkek doğardım” cümlesinin ne kadar çabuk çürütülebileceğini anlatsaydım. Kim bilir belki o zaman daha düzgün ilişkilere yelken açabilirdi.
Sevgilerimle...

ÖNEMLİ NOT: yukarıda yazılan her şey için, üzerine alınmaması gereken herkesten özür diliyorum. Bir yerlerde hala kadınlara saygısını yitirmemiş erkeklerin varlığına inanmak güvende hissettiriyor. İyi ki siz “sözüm meclisten dışarı” dememe sebep olacak olanların örnekleriyle karşılaşıyorum. Yoksa gerçekten çekilemez bir hal alacaktı aklımda kalanlar. Tekrar affınıza sığınıyor, beni anlayacağınızı umut ettiğimin altını çiziyorum. 

Yorumlar

Popüler Yayınlar