Bu Bizim Hikayemiz...

Frida'nın Diego'dan nasıl vazgeçtiğini, Jane'in Tom'dan nasıl onun için kaçtığını okudum. Sevdiği adamın göğsünde ağlayamadığından sessiz çığlıklarını kalemle, fırçayla, gözyaşıyla gökyüzüne kazıyan kadınların hikayeleri bitmez... Kırıldıkça bir yerde hep eksik kalan kadınların hikayeleri. Kırgınlıkları sevdiği adamları sevebilecek yaşlarından çok öncesinden gelen kadınların hikayeleri. Şehrin keşmekeşine bakarken konuşmayan sessiz bir adamın beni duymayışını yazmak istedim geçenlerde. Fakat parmaklarım susmak istiyordu. Sessizliğim duyulmamaktan, kırgınlığım dinlenmemekten. Oysa ben kırılmayacaktım. Yıllar önce kuruttuğum göz yaşlarımı akıtmayacaktım. Tükenmeyecektim. Sevmediğim, sevemediğim insanları hayatımda barındırmayacaktım. 21 yılımı o hayattan bu hayata sürüklenirken geçirdim. Göç etmekten yorgun düştüm. Seyahatler falan da çekmiyor artık içim. Uzun uzun aynada yüzümü izlemekten başka elimde söylenecek kelime kalmadı. Gözlerim yine gözlerimle konuşuyor. Hiç dönemeyeceğim yollara yolculuğa çıkartıldım. 5 yaşımda mucizelerim, 8 yaşımda güvenim, 12 yaşımda sevgim, 15 yaşımda bağlılıklarım, 18 yaşımda anlatılamayacak kadar sahip olduklarım ve inançlarım gitti. 19 yaşımda yepyeni yollara saptım. 20'de ayakta kalmayı öğrendim, çocukluğumdan vazgeçmemeyi. Ama 21 hepsinden farklı. Mucizelerimin zamanından taşıdığım hayallerimi balonlarla uçurdum dün gece. İlk kez geçtiğim hayatlardan yolculuk ettim. Ve ilk kez arabayı ben kullandım. Sandımki bu sefer geçiş benim seçimim, benim yolculuğum. Annemin beni dünyaya getirdiği yaştayım. Onun kucağında kumral minik elli mucize bir Bebek varmış 21inde. Benimse doldurulması mümkün olmayan boşluklarım... Bildiğim tüm şarkıları unutmaya, en sevdiğim şiiri artık dinlememeye, beni duymayan insanlara laf anlatmaya çalışmamaya, susmaya söz veriyorum bugün. Vardığım yolun sonunda benim olmayanların adıma etiketlenmesinden bıktım. Bencilliklerinizle süslediğiniz umursamazlıklarınızdan ve o çok sevdiğiniz müdahaleci tavrınızdan geçiyorum. Leziz kurabiyeler pişirip, gözlerim şişmeden kedileri sevebileceğim, papatyalarla bezeli bahçesinden balonlarla geçerek varacağım evimin ve huzurumun olduğu diyarı bulana kadar ruhuma dönüyorum. Orada mavi kuşlar karşılayacak beni. Siz gelmeyin o diyarlara. Biz, benim gibi o günleri düşleyenlerle buluşacak kendi rengimize boyayacağız sokakları. Hayata gelmeye direnen bir ruhu kırdınız, gurur duyun. Jane yazmıyor artık, o sustu ben de konuşmak istemiyorum.

Bet.
30.05.16
Eskişehir-İstanbul Yolu

Yorumlar

Popüler Yayınlar