2017, Yıl Sonu Raporu
Çok uzun geçti bu yıl. Bundan sonra denk gelir mi böylesi? Bu kadar çok sıfatı içine alarak ve özümseyerek 12 ayın her gününü değişerek geçirebilir miyim? Bazısının izi kalıcı, ömrü birlikte geçireceğiz. Bazısının esamesi kalacak. Silinmeyecek hiç bir şey. Günlük yazmayı bırakmak için ne kadar doğru bir yılı seçmişim! İlk yarıdan sonrası yağmurlara teslim oldu, güneş çıktı, gökkuşağı açtı. Çiçeklerim de açar da yetişmedi yılın içine sığmaya. Beyaz frezyalar umut demekti, soldu sandım. Denize attım solmayan frezyayı. Son kalan frezyayı Kadıköy vapurundan denize attım. Orası milattı.
İçim puslu puslu oluyor. Gözlüklerim varmış da yağan yağmurda buğulanmış gibi gözlerimin önünde bir duman beliriyor. Çok uzun bir yoldan geldim, çok uzun bir yıldan çıktım. Zaman mefhumunun değişkenliğinde kayboldum. Yılın ilk gününde kahvaltıda içilen çaydan, bugün kalkan son gün kadehine kadar her saniyesi içime işledi ilmek ilmek. 2017 benim en uzun gecem oldu. Gelişini izlediğim kocaman bir gece. Başlarken bu koş hiç üşümedim derdim, kışı sıcacık geçmişti. Baharı kalpte tomurcuklarla karşılaşmıştım. Sonra yazın birden evimden aşağıya düştüm, evim denizdi. Suya inişimi salise salise hatırlıyorum. Düştüm, çırpındım, suyun altından çıkamazsam beni güvertede bekleyen insanların dünyalarında yıkımı düşündüm. Daha çok yukarı çektim kendimi. İnsan yaşamın kıyısına gelince daha hızlı çırpınıyormuş. Düştüm ben, çok yükseklerden çok güvendiğim yerlere düştüm bu sene.
Uçurumun kenarındayken rüzgarı hissetmek daha kolay. Yaz ortasında içime düşen kış ve soğuk, uyuduğum uykulardan uyandırdı beni. Boğazım yanıyor hala 2017’yi karşılarken içtiğim şarabın yudumundan. Gözlerim kararıyor günün bir anında bazı zamanlar. Çok uzun geçti. Çok şey götürdü benden. Uçurum kenarından kendimi aşağıya bıraktığımda 9. Ayın tam ortasıydı. Sabah saat 6. Yeni hayatımın guguklu saati çaldı. Valize doldurdum tüm hayatımı, düştüm yola. Atladım uçurumdan. Kanatlarım çıktı! Uçurumdan düşmedim, artık uçabiliyorum!
Muhteşemliklere gebeydi aynı zaman da 2017. Yıllardır süregelen hasret bitti, mesleğime kavuştum. Yıllardır her sabah ha bitti ha bitecek derken okulla vedalaştım bu yıl. Kimliğime kavuştum; kendimi bulduğum bir işim var. Her gün küçük kırmızı dostumla şehrin bir ucundan diğer ucuna gidiyoruz. Evim oldu bu sene. Kök saldım. Bu hayatta en çok bana ait olan şeye kavuştum; diplomamda o hayatın değiştiği gün yazılı! 9. Ayın tam ortası.
Kendimi bulduğum ve kendim olduğum şehri, dostlarımı, sevinçlerimi, yurt odalarını, en yakın arkadaşımı, denizi, vapur sevdamı, en sevdiğim tatlıyı yapan küçücük dükkanı, insanın hayatına her gün dokunan tüm o insanları geride bıraktım. Göçebe ruhuma ihanet ettim. Bir kapı seçtim. Yerlere kadar camı olan o küçük evi yuvam yaptım. Her kapıda anahtarı çevirdiğimde yalnızlığımla tanıştım. Bir ay kapıdan giremedim. Sonra kendime açtım kapıyı. Bu yıl geride kaldı. Artık tüm kapılar bana açılacak, tüm sokaklar kalbime çıkacak, denizi aramayacak bir yokuşun sonu.
2018 benim yılım olacak demiyorum, demeyeceğim. Ben nasibimi fazlasıyla aldım geçtiğimiz yıldan. Şimdi sadece bir kere daha kitapların yere saçılma sahnesi ve mutlulukla geçecek ömür diliyorum. Yormadan, kırılmadan, çok koşmadan bir hayat. Bir şeyler rayına oturacak biliyorum. Sevdiğim şiirler gibi olacak bu yıl. Ellerim üşümeyecek, belleyeceğiz yetecek. Mor dağlara tırmanacağız, mavi denizlere karşı bilmediğimiz şarkıları söyleyeceğiz. Palyaçolar pazartesi sabahları ağlamayacaklar. Mutluluk kapı eşiğinden içeri dalacak, biz sonsuzluğa el ele gideceğiz. Hayatımda olan tüm sevdiklerim yeni yılıma hoş geldiniz! Ve hasretle beklediğim, papatya çayı demliyorum. İki kişilik. Ölümdür yaşanan tek başına, aşk iki kişiliktir.
30.12.2017 / Ayvalık


Yorumlar
Yorum Gönder