Who Wants More Wedding Cake?
Temmuz 2022
Rüya gibi geçen o düğünün arkasında yaşanan bazı kayıplar şimdi tam denizin vurduğu iskelede güneşlenirken kalbime de vuruyordu. Günlerdir içimde biriktirdiğim cümleler yerlerine oturmaya başlayana kadar bekledim an be an; oysa çok uzun zamandır kalem oynatmamışlığın toyluğu vardı içimde. Düğünün fotoğraflarında aile fotoğrafı çektirmeyi unutacak kadar çok eğlenmiş olmak yüzüme vuruyordu inceden. Her şey bizim elimizdeydi, bir stüdyo çekimi bile aileyi aynı karede toplardı da 40 yıllık organizatörün bile “bir daha böyle büyük, böyle eğlenilen düğün görmez buralar” deyişi değişilmezdi hiçbirine. Birkaç haftaya düğün yorgunluğu silinir giderdi, sabahından sızan bazı dertler kalbimin derin yerlerinde saklanırdı, her şey geride kalabilirdi. Bir güzel hatta muhteşemlik dışında hiçbir şeyin anlamı yoktu; dünyada varolan en gerçek sevgiyi taşıyan ve beni dünyadan değilmişimcesine göklerde taşıyan adamla evlendiğim gerçeğinin muhteşem hafifliği.Öyle güzel anılarla dönmüştük ki havuzbaşından süslü otel odasına… Günün ilk anında yanımda beliren Gün abi ile kaptmıştık yine geceyi. Şair olmamaktan bahseder dururum ya hani yıllardır; şimdi hiç olmak istemiyordum ve evliliğimizin en kıymetli hediyesi o özel ilk baskı kitabı içindeki nota kendinden daha çok anlam yükleyerek her yere taşıyacaktık. Ve biliyordum bir gün yollarımız Gün abiye sarılmak için İsviçre’den geçecekti ve yine biliyordum o bize hiç duyulmamış, hiç okunmamış hikayeleri anlatacaktı. Herkese sarılan kalbime en çok Gün abinin, Begüm’ün, Özlem’in varlığı; Yaşar’ın tüm gece herkese saçtığı öpücükler ve annelerimin iki kardeş oluşuyla Ender babamın gözleri dolu dolu bizimle dans edişi dokunacaktı bir ömür. Kadeh kaldırdığımız tüm dostlarımızın bir dans pistine nasıl sığdığını anlatıp duracaktık yıllar yılı. Ve Arı’yı her ne şartta olursa olsun ilk günkü kadar çok sevecek, bugünkü kadar içime çeke çeke koklayarak öpecektim.
Basit belki çok sıradan detaylarına defalarca gün içinde şükran duyuyor, uykumdan uyanıp yüzünü seviyor sonra rüyalarımda onun iyilik haliyle bezeniyordum. Birkaç gün önce kucağına oturup hüngür hüngür ağlayarak içimi döktüğünde 27 yıllık hayatımın içindeki iyiliklerimin dönüşü ve kötülüklerimin üzerinin örtülüşü olduğuna iyiden iyiye ikna olmuştum. Hani derler ya “insan adına benzer” diye; onun adını taşıyan bildiğimiz başka hiç kimseler yoktu henüz. Ama emindim ileride dostlarımızın çocuklarına hem ona benzesin hem de eşsiz olsun diye adını vereceklerdi. İlk tanıştığımız günlerde adının neden konulduğunu sormuştum. Saflık, temizlik, duruluk olsun diyeydi. Ben bu dünyadan göçsem yahut ne kadar düşüncesi bile korkunçsa da dünyasından çıksam ihtimallerinde hep iyiliğini yalnızca iyiliğini isteyeceğim bir insanla evliydim şimdi. 8 yaşında bir kız çocuğu gibi saçlarımla oynamasına bayılıyor, gelecekte nasıl bir baba olacağının hayaliyle gözlerim doluyordu. Buralardan birlikte gideceğimiz kentlerin isimlerine bakıyor, dünyanın diğer ucunda sadece o’nunla olma fikrine sarılıyordum.
Dünya dönüyordu, günler yuvarlanıyor, insanlar hayatlarımıza türlü bahanelerle veda ediyorlardı. Yeni yaşım yaklaşmaktaydı dahası bundan sonraki hiçbir doğum günüm tek pastalı olmayacaktı çünkü hayat bana benden bir gün sonra doğmuş bir anne daha hediye etmişti. Kaç yaşında olduğuma bakmayacaktım bu senim ama bence en çok sarılacağım yaşım, yılım, zamanımı geride bırakacaktım.
Hem karıkocalık hep vitrinimizde göz kırpacak kartpostalda yazdığı gibi
“Damalı örtüde bir kâse çorba gibi/
Buğulu bir lezzet” değil miydi?
Ne güzel değil miydi sahneden inmeyişimiz?
Biz seninle hep sahnede kalalım Arı Kutluğ, hep şarkılar söyleyelim biz seninle!
02.07.2022’ye anlam katan; İsviçre’den, Kıbrıs’tan, İstanbul’dan, Balıkesir’den İzmir’den, Ankara’dan, Manisa’dan, Kütahya’dan, Sakarya’dan ve daha nice köşeden koşup gelen tüm kalplere sevgiyle🌺❤️



❤️❤️
YanıtlaSil