Deniz Kıyısına Lunapark Yapmak Mutlulukmuş

İnsan kuş misali. Bir gün orada nefes alırken, bir gün burada uykuya dalıyor. Bir gün dalgalarla boğuşan bir balık oluyor, diğer gün avının peşinden koşan bir kaplan. Ve insan bazen sadece insan oluyor. Sevmeye, sevilmeye aç; mücadele etmekten yorulmuş... İnsan bazı zamanlarda  ürkek bir ceylan oluyor aslında. Kimi bugünden korkuyor, şimdiden; kimi yarının telaşında, gelecekten korkuyor daha kavuşmadan... Sonra bambaşka korkuların, bambaşka telaşların, bambaşka hayatların içinden çıkıp bir diğerine dalıyor insan. Elinde harita olmadan yola çıkan bir kaptan-ı derya oluyor... Şansı yaver gidenin karşısına bambaşka hayatların, bambaşka korkuların içinde; istiridyenin kıymetli incisi misali sevgi çıkıyor kalbin derininden. Saracak, sarmalayacak, kol kanat gerecek bir güven fışkırıyor suyun altından. Gece başını omzuna yaslayıp uyumak isteyeceğin mavi limanın çıkıyor karşına. Ya da içini ısıtacak bir ses güneş gibi doğuyor benliğinin içine. Hiç yüzünden gülümsemesini çıkartmayan bir palyaçonun bile gülüşü başka oluyor o an. Bir günlük ömrüne bir kaplumbağa ömrü sığdırıyor bir kelebek. Ve çocuklar. Deniz kenarında bir lunapark gördüm dün. İşte insan limanını bulduğunda; o Deniz kıyısındaki lunaparkta atlıkarıncaya binen küçük çocuk oluyor sanki. Bir elinde güneşi gibi tuttuğu sapsarı balonu, diğer elinde hayalleri gibi sahiplendiği pembe pamuk şekeri. Her şey bir yana azizim; aradığını bulduğunda insan o zaman tam oluyor. Sanki dünyaya gelirken bıraktığını bulmuş gibi. 

04.12.2015
Giresun 

Yorumlar

Popüler Yayınlar