Yalnızlığınla Nasıl Vedalaşırsın?
Biri çıksa "ben her daim yanındayım" dese, "dünyayı kurtarabileceğiz, sen ben ya da birlikte. Ama tek başına bile dünyayı kurtarabilirsin!" Sadece gülüşü için sevebilse bir adam bir kadını, her paylaştığı anına bir şarkıyla bir şiirle karşılık verebilse, herkes gibi saçlarını savunduğunda değil saçlarını en rahat hissedip en kendi olduğu anındaki haliyle sevse kadını. Hikayeler yazmayı seven bir kadını kaleminden tanısa mesela; sonra resmini çizemediği için resim yaparmış gibi anlattığı hikayelerini dinlese tüm dikkatiyle. Uykusuz kaldığı için surat asmak yerine uykusuzluğunun sebebi o olduğu için daha bir dik dursa o gün. "Gel kaçalım" dediğinde "nereye?" Diye sormayacak kadar güven verse kadına; kahvesine tarçın koymayı sevdiğini hatırlayacak kadar tanısa, tanımaya çalışsa. Ne kadar günün geçtiğinden çok, ne kadar iz bıraktığıyla ölçseler zamanı. İlişkiyi kadını sırça fanusa hapsetmek değil de, aşkı "birlikte özgürleşebilmek" olarak tanımlasa adam. Kara kışı sarılarak bahara çevirebilseler mesela, geçen bahar kaçırdıkları Ada vapuruna bu sefer binebileceklerini düşünerek. Sonra kadının köşe başında gazetesini okuyup tarçınlı kahvesini içen yalnızlığı birden gülümseyerek kaybolsa... Sonra kadın elindeki sonu her zamanki gibi mutlu biten bir Jane Austen romanının son sayfasını okusa, inse vapurdan... Elbette üzerindeki çiçekli elbisesiyle ve elleri düşmesin diye ellerini tutan adamın ellerinde...
04.12.2015
Giresun



Yorumlar
Yorum Gönder