Gökyüzüne Mektup, 2019




31.12.2019 
Eskişehir 

Dayanılmaz bir boşluktu senden sonrası. Her yılbaşında biraz daha evleri sardı. Bir küçük çocuk kalbi kırık kaldı büyürken, büyümedi. Beş yaşımdan uçmam çok uzun zaman aldı. Kalbim ara ara tekledi, gözlerim doldu hatırana. Kokunu lavantalara sığdırıp sonsuza kadar varolacak şişelerde hapsettim. Çok özledim hoş özlemek nedir ben senin gidişinden öğrenmiştim. 

5 yaşımı henüz doldurmuştum biraz geçmişti doğum günüm. Fotoğrafımızın kaldığı son doğum günümde seni öpüşüm ah keşke daha çok sarılsaydım. Sonra 6 yaşına girdim, 7, 8, 9. Yıllar geçti gitti. Seni kaybedişimizin her yıl dönümünde evde edilen dualarda seni aradım. Kimse senin ne denli eğlenceli bir adam olduğunu bilmiyormuş gibi ağladı yıllarca. Sonra ben büyüdüm. 17 yaşımda farkettim sana kadeh kaldırmanın daha büyük bir iltifat olacağını. Bir ömür sensiz geçecek fikrine alışamadım ama kaldırılan ilk kadehte sen olmasaydın seni hiç tanımadan kaybetmiş gibi olacaktım. 

Yazdığım hiçbir mektupta ne sitem, ne acı akıttım sana. Hep güzelliklerden bahsettim oysa sen biliyordun neler olduğunu içimde. İlk defa bu yıl, ilk defa 25 yaşımda baş edemedim yalnızlıklarla. Çok derinden vuran bir acıyla sıçradım yataktan. Olmak istemediğim yerlerde duruyormuşum gibi bacaklarım tir tir titredi. Güçlü kadın olmaya çalışırken tüm gardım düştü de bir daha aynalara bakamadım. Kimsecikler duymadı sesimi. Kimse gözümün içine öyle uzun uzun bakmadı son aylarda. Parlayan gözbebeklerim ıslak ıslak kaldı uzun uzadıya. Baş edemedim ben bu yaşımla. Ağır geldi yüküm. Düştüm, tutamadı kimse ellerimden. Görmediler bile ne kadar kendimden çıktığımı. Oysa sen olsan bilirdin hangi oyuncağı hangi gün istediğimi orada yokken bile. Duyardın anlattığım masalların her satırını. 5 yılına katıldığım kısa sayılabilecek ömründe, 55 yılın son yıllarına yetişmiş olmama karşın duydun sesimi. Sağır kesildi herkes, sen gittiğinden beri ben hiç susmadım oysa.

Şimdi içimde bir yerlerde benimle bağını kesen bir ruh yaşadığına inanıyorum. Kıvrılıp uyuyamıyorum bir yerlerde. Bulamadım evimi, yuvamı, senin fotoğrafını nereye koysam sinmedi içime. Ne kadar vardım ben şimdilerde? Ya da ne kadar bendim benden geriye kalan? Kimseler duymadı, ben anlatmaktan vazgeçene kadar da duymayacaktı masal diyarlarımın kahramanları. Sen gittiğinden beri ne yaşlar aldımsa ilk kez burada durdu kalbim. Bir yılın son gününe bir ömrün son gününü sığdıran kalbin gibi. Durdu öylece içimde umut yeşerten bahçelerimin bahçıvanları. Herkes buz kesti, bense kalakaldım orta yerinde Oz’daki efsunlu çiçeklerin. 

Sana niye gittin demedim hiç! Çocukluğumun büyüsüyle bile demedim! Belki seni sen yokken yaşatarak sevmek daha bir bağ kurmuştu aramızda, adını yaşa diye koyan annenin hatırasına saygı duyup ben yaşatmıştım seni. Bu yıl mektubun yine posta kutunda belirdiğinde ne olur bana oralardan bir haber yolla, lavanta bahçelerinden. Ellerim tutmaz, boğazım düğümünü çözemez ve ben ayakta duramaz oldum. Ne olur bir haber yolla da bileyim duyduğunu. Bileyim yalnız bırakmadığını bu çocuk kalbimi. 

Seni bu yıl her zamankinden çok özledim. Kalbimdeki yerin kadar büyük hasret ve tüm acılarıma merhem olacak kader derin sevgiyle. Ben hep beş yaşındayım, sen hep gülümse olur mu? 

Gülümse hadi gülümse,
Bulutlar gitsin! 
Yoksa ben nasıl yenilenirim? 
Hadi gülümse! 

Kalbimin en değerli kahramanına, Yaşasın diye adı konulmuş Yaşar’a.
2019’un veda günü mektubu...
Kalbimin en derin vedasına,
31.12.2000, Kütahya 

Yorumlar

Popüler Yayınlar